Tüm Türkiye'yi kasıp kavuran bir
Facebook fırtınası var bugünlerde. Bu fırtanın etkisiyle olmasa da, eski arkadaşlara bir merhaba demek amacıyla ben de ismimle ve cismimle bu siteye üye oldum.
İlk başta herşey güzeldi. Arkadaşları buluyorduk, hoş beş ediyorduk. Sonra lise 2'de filan bizim okuldan ayrılmış bir arkadaşı buldum. Profil bilgilerinde yazdığına göre doktor olmuştu. Lisede babasını kaybetmiş olan bu arkadaşım için çok sevindim, hemen arkadaş listeme ekledim.
O günün akşamı eve geldiğimde hemen
Facebook'a koştum, o da ne? Doktorumuz cümle alemle
Facebook'laşırken, bizim arkadaşlık isteğimiz beklemedeydi.
Nasıl moralim bozuldu anlatamam.
Aradan geçen beş günün sonunda arkadaşlık isteğimiz lütfen onaylandı. Dedim herhalde beni tanıyamadı, sahip çıkayım şu arkadaşıma ve birazdan sizlerin de okuyacağı şu mesajı yazdım.
Ama ondan önce şunu belirteyim. Sene 1999'da ben daha üniversite öğrencisiyken, Ankara'ya gidiyordum otobüsle. Pozantı mevkiinde mola verdik. Yanımda da liseden bir arkadaşım daha vardı. Uykulu gözlerle volta atarken, o sahip çıkmıştı bize. Halimizi hatrımızı sormuştu. Şehirler arası otobüslerin mola verdiği bir yerde, ayak üstü 5 dakikada ne konuşulursa, konuşmuştuk. Nerede okuduğunu filan sormaya bile fırsat kalmamıştı.
İşte dedim ki, ben de arkadaşıma sahip çıkayım ve dokunmaya başladım klavyenin tuşlarına. Sonuçta ortaya şu mesaj çıktı:
Merhaba.
Gözlem yapma ve empati kurma yeteneklerinize her zaman saygı duymuşumdur. Kendinize en uygun mesleği, doktorluğu seçmişsiniz. Sevindim.
Tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim.
Hala mesajıma yanıt bekliyorum.
Ben aradan geçen yıllardan sonra, eski arkadaşlarımı bulunca çocuklar gibi seviniyorum yahu. Hallerini hatırlarını soruyorum mümkün mertebe. İki satır yazarak bir insanı mutlu edebilme imkanı var
Facebook sayesinde. Ama demek ki hasbelkader aynı okulda okumak, insanın iki satır değerinde olmasını sağlamıyormuş.
2002'den beri interneti kullanırım, bu kadar canımı sıkan olaya az rastlamışdır. İşte bu blogu oluşturma sebeplerimden biri de bu. Değil iki satır yazı yazmak, biz internet denen bu alemde - karınca kararınca- tanımadığımız insanlara yardım ediyor, sorunlarını çözüyoruz. Evet, kimse gerçek adını kullanmıyor. Ama gerçek adımızla iki satır etmediğimiz bu dünyada, sanal adlarımızla dünyaları paylaşıyoruz biz.
Sözün kısası,
Facebook denen site, tehlikeli bir site. Durduk yerde kafanızı bozabilir. Ona göre, duyduk duymadık demeyin.