Bugün işten bir saat erken çıkarak bana göre "dişçi", kendisine göre "diş hekimi" olan zat-ı muhteremin muayenehanesine gittim. Hafta sonu çektirdiğim çene filmini gösterdim. Dişçim 20 yaş dişlerimin hiçbirinin çıkmadığını, bir iki tanesinin bir iki ay içinde ameliyatla alınması gerektiğini söyledi. Ayrıca ağzımda beş altı tane çürük olduğunu da bugün dişçim sayesinde bir kez daha idrak ettim.
Ameliyat işini sonraya bırakarak önce çürüklerin halledilmesi konusunda dişçimle hem fikir olduktan sonra, sağ üst taraftaki dişlerimden işe başlanmasına da yine birlikte karar verdik.
Önce bir iğne ile çenemin sağ üst tarafını uyuşturdu dişçiciğim(Lütfen açılan parantezden önceki kelimeyi sesli olarak teleffuz ediniz). 10-15 dakika sonra da matkap benzeri aletiyle dişlerimi oymaya girişti. Acı duyulmasa da, insanın beyninde bir matkap sesini olanca şiddetiyle hissetmesi hiç de hoş olmuyor. Doktor dişimin halini görünce, "Niye şimdiye kadar gelmedin" dedi bana. Çürük çok büyükmüş :(
Allah'tan bu işkencemsi olay uzun sürmedi. Doktor dişi pansuman maddesiyle doldurup, on gün sonra dolguyu yapacağını belirtti. 2 saat sonra da birşeyler yiyip içebilirmişim.
Neden dişlerim bu hale geldi? Sebebi kola. Maalesef epey bir süredir, neredeyse her öğlen yemeğinden sonra kola içiyordum. İşte dişlerim bu yüzden mahvoldu. Doktoruma göre aynı etkiyi limon, turşu vs. gibi asitli herşey yapabilirmiş. Aromalı maden suyunun zararı yokmuş.
Dişlerimin mahvolduğunu da, su içerken sancı çekmeye başlayınca anlamıştım, onu da belirteyim.
Şimdi diyeceksiniz ki, İstanbul'la bu yazdıklarının ne alakası var?
Facebook sağolsun, lise arkadaşlarımın, hatta bir tane de ilkokul arkadaşımın İstanbul'a yerleşmiş olduğunu öğrendim. Yine Facebook'tan öğrendiğim kadarıyla arkadaşların çoğunun içki sofralarında fotoğrafları var. Düz bir mantık olsa da, İstanbul'da yaşayıp da içmeyen arkadaş yok gibi...
İsteyen istediği gibi içkisini içer, keyfi bilir de, kafamdaki matkap uğultusunu duydukça ben, kolayı bırakmayı bile düşünürken; alkol gibi çok tehlikeyi maddeyi insan nasıl bünyesine rahatça alır ki?
İstanbul'da yaşamak, yahut yaşayamamak, bu kadar mı zor? İçmeden dayanılamıyor mu acaba?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder