16 Şubat 2008 Cumartesi

Biri bana anlatsın

Bizim toplumun tipik bir özelliğidir, önünüze bir hedef konur ve bu hedefe ulaşmanız beklenir. Sonrası konusunda hiçbir şey anlatılmaz.

Bunu ilk kez üniversiteyi kazandığımda hissetmiştim. Üniversite sınavını kazanmaya o kadar odaklanmıştım ki, sonrasını konusunda hiçbir fikrim yoktu. Doğal olarak sudan çıkmış balığa döndüm baba ocağından ayrıldığımda. Hayatımın en bunalımlı dönemlerinden birini yaşadım.

Artık evlenme yaşı gelmiş, hatta geçmekte olan biri olarak yine fark ediyorum ki, toplum şimdi de bana evlen diyor. Gene beni neyi beklediği konusunda hiçbir fikrim yok. Hasbelkader evlensem, çocuk olayında aynı şey tekrarlanacak.

Gerçi kimsenin kimseye yaşamayı öğretemeyeceğini de biliyorum. Ama insanın önüne bir hedef koymakla bitmiyor herşey, ondan sonrasını da azıcık ucundan çıtlatmalı sanki.

Sadede gelelim efendim. İşten dönünce bugün, Tv kartı marifetiyle kaydettiğim Gilmore Girls'ün son bölümünü izledim. Bir dizi manyağı olarak söylebilirim ki, Gilmore Girls bugüne kadar seyrettiğim en iyi üç diziden biriydi. Eğer yeniden yayınlanmaya başlarsa kesinlikle kaçırmayın.

Hiç yorum yok: