28 Nisan 2008 Pazartesi

Günaydın

Anadolu'da halk arasında yaygın olarak kullanılan bir tabir vardır. "Selamun Aleykum ve Rahmetullahu ve Berekatehu" tabiridir bu. Ancak her karşılaşmada bu kadar uzun bir şey söylemek zor geldiğinden, halk arasında kısaltılmış olarak, "Selamun Aleyküm" şeklinde kullanılır.

İşte tam bu noktada benim kafama takılan soru işareti büyüyor, büyüyor, ve "günaydın" kelimesine takılıyorum. Söylemesi bu kadar zor bir kelime var mıdır? Düşünün sabahın köründe kalkmış işe gidiyorsunuz, iş arkadaşınıza yarım ağızla "günaydın" diyorsunuz. Bir kere "günaydın" ağıza oturan bir laf deği. "Selamun Aleyküm"de kısaltmacılığını gösteren halkımız neden "günaydın"ı, söylemesi daha kolay "naydın" haline getirmiyor?

Okuyucu burada senden rica ediyorum. Sesli olarak bir "günaydın" de, bir de "naydın". Hangisi söylemek daha kolay? Ve sonra da, kelebek ol çık.

23 Nisan 2008 Çarşamba

23 Nisan

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.

Buradaki şarkıyı dinleyin ve gelecek için umutlanın.

22 Nisan 2008 Salı

Proce

Yeni bir proceye başladım, yoğunum bu sıralar.

12 Nisan 2008 Cumartesi

Böyle

Bu sefer de hareketli bir şarkının videosu yayınlıyor ve bu videoyu -kendi açımdan- 2008'in bahar videosu ilan ediyorum. Funda Arar - Beni benle böyle:



Not: Cumartesi yayınlanabilecek bir şarkı varsa, o da budur efendim, yaa...

10 Nisan 2008 Perşembe

Vazife

Üstüme vazife olmayan konulara burnumu sokmaktan derhal vazgeçmem lazım.

Aslında mesele şundan ibaret: Gazeteciye giderken, otobüse binerken vereceği parayı hazırlayan; marketten birşeyler alırken, en az bozuk para almak için ürün seçen bir insanım. Fazla düşünüyorum sanırım. Bu tip gereksiz ayrınları hayatımdan çıkarmalıyım.

Çocukken satranç oynamak iyidir derler ama gereksiz ayrıntılarla uğraşmak gibi bir hasar bırakıyor galiba bünyede.

Ayrıca Mevlana'nın aşağıdaki sözünü de beynimin en orta yerine devasa harflerle kazımam lazım:

KÖRLER ÇARŞISINDA AYNA SATMA, SAĞIRLAR ÇARŞISINDA GAZEL ATMA...

7 Nisan 2008 Pazartesi

Neyleyim?

Bu aralar takıldığım şarkıdır aşağıdaki. Pazartesi günü yayınlanacak şey değil amma ne yapalım...

Emre Altuğ'dan geliyor, Neyleyim:

5 Nisan 2008 Cumartesi

Kanal(1)

Kanal tedavisinden sonraki gün bugün. Allah'tan korktuğum olmadı, şimdilik ağrım sızım yok.

4 Nisan 2008 Cuma

Kanal

Diş hekimi maceram devam ediyor. Sol üstteki çürüğüme kanal tedavisi yapılmaya başladı. Halen anestezi etkisindeyim ve acımayacağını ummaktan başka birşey gelmiyor elimden. On gün sonra tekrar gidip dolgu yaptırmam gerekiyormuş. Buraya yazayım da unutmayayım bari.

3 Nisan 2008 Perşembe

Dışarı

Evin dışında üç hafta geçirmek zordu. Zorluğun nedeni gittiğim, şehir veya kaldığım yer değildi. Zordu, çünkü toplamda yirmi saat süren bir otobüs yolculuğu vardı. Aslında otobüs yolculuğu da zor değildi, zor olan kendimle başbaşa kalıp, düşünmekle cevap bulamayacağım sorularla boğuşmaktı.

Zordu, çünkü sadece selamlaştığım biriyle bir odada üç hafta geçirdim. İnsanları hiç tanımadığımın farkına vardım. İşin kötüsü insanlara katlanabilme yeteneğimin olmadığını da fark ettim.

Zordu, önceki yazılarımda bahsettiğim sınavda Türkiye derecesi yaptığımı öğrendim. Üstelik bu durumu mütevazilikle karşılayacağımı zannediyordum, içimde gururun o dizginlenemez şahlanışını hissettim. Kendimi bile tanıyamadığımı anladım.

Uzun lafın kısası, zordu. Ama öğreticiydi.