12 Haziran 2008 Perşembe

En çabuk kırılan, en sevdiğim oyuncaklarımdı benim

Çocukken en sevdiğim oyuncağım bir tabancaydı. Eskilerde birgün ailemle bir bayram ziyaretinden dönüyorduk. Laf olsun diye babama dedim ki bana oyuncak al. Daha lafımı bitirir bitirmez karşımıza çıkan ilk oyuncakçıya girdik ve hala unutmadığım o tabancayı aldık. Sıradan bir tabanca değildi bu, bir kere kovboyların kullandığı Colt tabancalara benziyordu. Neredeyse gerçeğine uygun boyutlardaydı, ya da benim çocuk gözüme o kadar büyük görünmüştü. Üstelik ecza sıkabiliyordu. Tabancının burnunu kırıp, topuna eczaları yerleştirdikten sonra, art arda defalarca ateş edilebiliyordu. Sanırım durup dururken, en ufak bir ümidim yokken kavuştuğum bu oyuncak, şu garip hayatta beni en çok mutlu eden şeylerden biriydi. O yaz çekilen hemen hemen bütün fotoğraflarda -yaz aylarında tüm ailenin topluca çektirdiği fotoğraflarında bile- o tabanca yer aldı.

Ne yazık ki, en çabuk kırdığım oyuncaklar, en sevdiğim oyuncuklarım olmuştur hep. O kadar dikkatli kullanmama rağmen, bir süre sonra o güzelim tabancayı da bozmayı başardım. Tabanca tamircilerine gidip, onarıp onaramayacaklarını sordum, güldüler bana. Kırılmıştı bir kere eski haline döner miydi bir daha?

Yine eskilerde birgün, annemi oyuncakçı da gördüğüm bir başka tabancayı almaya ikna ettim. Bu da alelade bir tabanca değildi. Havalıydı. Özel mermilerini hava yardımıyla namlusundan fırlatabiliyordu. Eve gelip de tabancamla oynamaya başladıktan kısa bir süre sonra, tabancamın havası kaçtı. Çalışmamaya başladı. En sıkkın halimle tabancamı tekrar kutusuna yerleştirdim. Anneme götürüp "Anne al, ben bununla sonra oynayacağım" dedim. Annem anladı tabi, "Bozdun deği mi?" dedi. Bozmuştum evet. Ne de olsa, en çabuk kırılan, en sevdiğim oyuncaklarımdı benim.

3 Haziran 2008 Salı

Beyan

Efendim ayanı beyan etmek olacak ama, yaşadığım sağlık sorunları nedeniyle bir süre(umarım) yokum.

Sağlığınıza dikkat edin e mi?