İçinde bulunduğumuz şu günlerde, Kurban Bayramını yaşamaktayız malumunuz. Kurban Bayramı, her erkeğin kaçamayacağı bir imtihan gibidir benim şehrimde. Ben ailemle yaşadığımdan, bu imtihandan kaçabiliyorum şimdilik.
Kurban Bayramı yaklaştığında ilk ortaya çıkan sorun kurbanın seçilmesidir. Bulunduğunuz şehre yabancıysanız, sorup soruşturup kurban alacak yerleri tespit etmeniz gerek. Bu konuda kurban pazarları yerine, bu işi sürekli yapan çiftlikler daha sağlıklı oluyor. Yer tespit edildikten sonra gidip kurbanlık seçmek lazım. Bu da işin acemileri için oldukça zor. Kurbanı seçtikten sonra üzerine isim yazılıyor.
İşin zor kısmı bitti mi sanıyorsunuz? Hayır, daha başlamadı bile...
Efendim bayram günü kurbanı kestirmek, eğer kendiniz beceremiyorsanız, son derece zor bir iştir. Neyse bizim peder, evin iki yüz metre kadar ilerisindeki bir kasapla anlaşmış. Kurbanları toplu olarak çiftlikten dükkana getirdiler. Adamın dükkanının altı garaj, bizimle beraber elli kadar kişinin kurbanı orada kesilecekmiş. Kurbanlar kesilmeye başlandı. Tabi burda sıra kavramı önemli. Biz yaklaşık dört saat bekledik. Neyse sıramızı bekliyoruz, dışarıdan bir kurban getirildi ve kesildi. Kurbanı getiren kişi kasabını da getirmişti, kasap kurbanı çengele asıp yüzmeye başladı.
Durumu bilmeyen sıra sahibi biri bağırmaya başladı. "Sıramı alana hakkımı helal etmiyorum." Bu sözü üç dört kez tekrar etti. Kurban sahibi de bu sefer "Ne hakaret ediyorsun" diye karşılık verdi. Aldığı cevap şu oldu: "Ben hakaret etmiyorum, hakkımı hellal etmiyorum, bitti". Bu arada kurbanı yüzmekle meşgul olan harici kasap -elinde bıçağı olduğu halde- "Bağırma" diye bağırarak söze girdi. Adam o kadar sinirlenmişti ki, ağzından salyalar akmaya başladı. Neyse, mekan sahibi kasap araya girdi de, olay büyümeden kapatıldı.
Bu olaydan bir saat kadar sonra sıra bize geldi, hayvanlar kesilecekleri yere alındılar. Bu arada göz bağlama vs. olmadığından hayvanlar huysuzluk ediyorlar. Bizim peder bu işlerden usta da, hayvanı zapt edebiliyor. İtiraf edeyim, ben olsam zapt edemem hayvanı. Neyse efendim, kasap kurbana bıçağı vurdu sonunda. Bizim kurban hemencecik verdi canını çok debelenmedi. Kurban çengele asılmadan önce kolay yüzülmesi için kompresörle şiriliyor. Şişirildikten sonra kasapların ikisi kurbanı çengele taktı. Yüzüp iç organlarını çıkardılar. Sonra kurban yan tarafa alınıp parçalandı. Biz de pederle poşetlediğimiz kurbanı eve taşıdık.
İş bitti mi? Ne gezer? Kurbanın parçalıp mangala hazır hale getirilmesi, mangal ateşinin hazır edilmesi vs. var daha sırada. Onları da kısmet olursa başka zaman anlatırım.
Yukarıda anlattıklarımdan da anlaşılacağı gibi, kurban kesmek/kestirmek zahmetli iş. Ama bu da bizim topluma özgü bir gelenek. Tıpkı doğum, düğün, ölüm günlerinde olduğu gibi zaman değişse de değişmeyen, insanın yaşadığı toplumla iç içe girdiği özel bir gelenek Kurban Bayramı.
Bayramınız mutlu olsun.