2 Eylül 2010 Perşembe

Muz

Bir süredir ülkemizde yaşanan bazı gelişmeler acayip şekilde canımı sıkıyor. Bunlardan ilki 2010 Kpss 2010 sınavında yapılan usulsüzlük ve "yetkililerin" bu duruma yaklaşım şekilleri.

Durumu bilmeyenler için kısa bir özet geçeyim. Kpss devlet kadrolarında çalışacakları "elemek" için ÖSYM tarafından yapılan bir sınav. Bu sınav yapılıp da sonuçlar açıklandıktan sonra, sınava hazırlanan kişilerin takıldığı bir forum da bir V. Ş isimli bir kişinin sonuçları ve Tc kimlik nosu yayınlandı. Bu zat-ı muhterem önceki yılların sınavlarında soruların yarısını bile yapamazken, 2010'da neredeyse tüm bölümlerinden full çekmiş, ayrıca tamamen yoruma dayalı sorulardan oluşan eğitim bilimleri testinde de 120 soru üzerinden 120 doğru yapmıştı. Buradan da anlaşılacağı gibi sınavda bir "gariplik" vardı.

Daha sonra V. Ş'nin gösterdiği performansa yakın performans gösteren başka adaylar daha ortaya çıkmaya başladı. İngilizce öğretmenliği, Moda tasarımcılığı gibi bölümlerden mezun olan bazı kişiler, önceki yıllardaki gösterdikleri performanası dörte beşe katlayarak matematik bölümünden filan full çekmişlerdi. Aklı başında olan bir insan bu konuda bir dolap döndüğünü anlayabiliyordu.

Bu ana kadar ÖSYM başkanı iddiaları reddetti. İnceleme yaptıklarını, sınavda kesinlikle usülsüzlük olmadığını söyledi.

Esas bomba bunlardan sonra patladı. Sınavda eğitim bilimleri bölümünden full çeken adayların 22 tanesi ya evli, ya kardeş ya da aynı evde oturuyorlardı...

ÖSYM başkanı bu noktadan sonra eğitimi bilimleri testinden 350 kişinin full çektiğini açıklamak zorunda kaldı. 2002'den beri yapılan Kpss sınavlarında full çeken kişi sayı bir elin parmaklarının sayısını geçmezken, 2010'da 350 kişi full çekmişti!

ÖSYM başkanının buna da cevabı hazırdı. Bu sene sorular kolaydı! Ama bu noktadan itibaren ÖSYM başkanı da sınavda bir usülsüzlük olabileceğini üstü kapalı da olsa kabul etmeye başladı.

İşin en garip yanı da şuydu. Bu full çeken çiftlerin birinin erkek olanı, "Beni çekemiyorlar." şeklinde bir açıklama yaptı! Pişkinliğe bakar mısınız?

Söylentiler ayyuka çıkınca işin içine savcılık ve YÖK ve Cumhurbaşkanlığı da girdi ve araştırmalara derinleştirildi. YÖK başkanı bu süreçte şu açıklamayı yaptı: "Evet bir usülsüzlük var ama elimizde kanıt yok!" Yani bir suçu işlediğiniz açık ve net olsa bile olsa kimse birşey yapamıyor bu memlekette.

Söylentiler ve iddialar bu kadar güçlüyken, Milli Eğitimi Bakanlığı bu sınava göre öğretmen atamalarını iptal etmeyeceğini ilan etti. Bir sınavda usülsüzlük olduğu biliniyor ama kimse birşey yapamıyordu. Sonunda atamaların yapılmasına saatler kala, atamalar ertelendi.

Ve sonuç: Kpss'de soruların 10.000$ karşılığı satıldığı anlaşıldı.

Bu arada kopya olayını su yüzüne çıktığı forumun olayın üstünü örtmek elinden geleni yaptığını, ekşi sözlüğün ise özgürce her yorumu sansürlemeden yayınlayarak olayın gündemde kalmasını sağladığını da eklemem gerek.

Yukarıda anlattığım olan biteni değerlendirdiğimizde, Türkiye'nin artık bir muz cumhuriyeti olduğunu kabul etmeliyiz.

YAZIKLAR OLSUN!!!

1 yorum:

kazuo dedi ki...

ÖSYM kopya iddialarına karşın çözüm geliştirdi. Artık herkesin sınav sonucu kişisel bir şifre ile ilan edilecek. Artık kopya çekilse bile kimsenin ruhu duymayacak...